…ve ne oldu
Bu düzensiz harmonik hareket daha ilk tekrarını yapmadan ben çoktan sıkıldım. Bir hayatım vardı onuda kötü anılarla pislettim.
Söyle bana, kim korkar yalnızlıktan, kim kaçar? Kaçmaya değer mi, kendinden, yarına hiçbir şekilde iyi etkisi kalmayacak eğlenceler için? – Belki baş ağrısı, belki kayıp zamanların derine batması, belki uyanırsınız diye ne biliyim belki bıkarsınız güzel gözlerinizi gözkapaklarınızın arkasında saklamaktan.
Hesapta İnsan maskesini takmak ne zaman insan olmak anlamına geldi ki.
—
Ne yordu beni bu kadar, bir konu üzerindeki düşüncelerimi toplayıp bütün bir yazıyı ortaya çıkaramayacak kadar. Cümleler kendiliğinden gelirdi ve konuya hakim olmak yeterdi. Fakat konuya o kadar hakim oldum ki, hangi soruyu cevaplayacağımı bilemediğimden cümleler bekleme odasının duvarlarında tablolaştı. Sonra, cümlelerim iki boyutlu bir forma sıkışıp kaldıklarından öldüler. Yok cümlelerim falan. Bunlar can çekişenleri.
…ve ben soyutlandım. Her yalnızlığımda bir karadelik açıldı ve çekti ruhumu, kalbimi ve zihnimi başka bir boyuta, benim boyutum. Önceleri sözde gerçeklik ve bu boyut arasında savruldum durdum ve sonunda artık kararımı verdim. Bu boyuta temelli olarak geçiyorum. Bu boyutta herşey var fakat bir tek zemin yok. Bitmemiş cümleler, fikirler, görüntüler, sesler, cisimler ve benim üzerinde durabileceğim bir zemin yok. Olsun.
Maneviyatta, sizin boyutunuzdada benim için bir zemin yoktu,,, üzerine sevgi ağacımı -belki işinize gelir diye- dikebileceğim bir toprak hayali kahkahalarla karşıladığım bir ütopya…
… ve uykularım kaçtı, güzel gözleriniz yüzünden, gözkapaklarınızın arkasında saklanan, göremesemde, belki istedim görmeyi biraz, ama istemek nafile idi. Birşey yaptım görmek için ama çokta ileri gidemedim. Kıyamadım göz torbalarınıza kürdan batırmaya, bende hayranlıkla çapaklarınızı izledim…
… ve hayranlıkla izledim, üzerinde yaşadığınız dünyanın içine edişinizi. Doğanız gereği böyle davrandınız ve ben bu doğallığa hayranım. İrade ve mantık gibi insan beyninin mahsüllerini içeriğinde barındırmayan bir saflık. Ne kadar ilkel ve bir o kadar güzel…
… ve bazen kandım, ara sıra güzel konuştunuz. Lakin herkes rahatsız olduğu konuda konuşacak birşeyler bulurmuş. Neye yaradı. Birşeyleri ortaya koymadan, farkta ortaya konulmaz, güzeldi cümleleriniz fakat bir tek ben inandım siz söylerken. Ama sonra yok oldular, ben farkedemedim bile yok olduklarını şimdiye kadar. Ancak, yeni yeni…
… ve ne oldu?
… ve yoruldum. Kapatıyorum kendimi ve umutlarımı…
Henüz geridönüş yok.