Sinir Törpüsü
Keşiş hayatı yaşamak istiyorum, bu sefer gerçekten, sapına kadar, bıktım… Çünkü insanların trafik ışıklarında 20 saniye beklemeye zamanları yok, anlıyor musun? Ölümcülden biraz daha az riskli ise geç hemen karşıya, trafik ışıkları dekor zaten. ABS diye bir sistem var sonuçta her arabada, göz var nizam var her şöförde. Tabii cep telefonuyla yada yanındaki yolculardan birisiyle konuşmuyorsa, veya o gün işten atılmamışsa veyahut eşiyle kavga etmemişse, veya babası ölmemişse…
Anlıyamıyorum yani bu nasıl bir egodur, topu topu 70 kilosun be adam sana saatte 20 km hızla gelen ağırlıkları tonlarla ölçülen bir yığın araç geliyor, çünkü geçiş hakkı onların, sen kimsin. Fizik mi görmedin, momentum hesabı yap azıcık be. Sonra niye bacağım kırıldı. Hadi sağ salim geçtin, ben senden daha hızlı yürüyorum, aynı yolda yürüyorsak iki dakika sonra yanından geçeceğim, çok mu zaman kazandın? Bir tek dileğim var, bir gün kendine ne kadar zarar verdiğini farketmen ve mutlu olmak için çabalaman. Çünkü kimse seni mutlu edemez, şu halinle, sonuçta etrafını sinir etmekten başka hiç bir şey yapmıyorsun. Patronunda aynı, arkadaşında aynı, yolda gördüğün herkes aynı.
Ben ise lanet olasıca her evden dışarı çıktığımda, bir umut yaratmaya çalışıyorum. İmkansız tesadüflerin olasılıklarını milim kıpırdatmaktan başka birşey yapamıyorum ama. Bozuyorum kafayı bu hesaplarla. Testosteron ve libido beynimi ele geçirdi, herşeyin üstüne bir de dışarıda az önce bahsettiğim türden bir yığın saçmalıkla karşılaşıyorum… Lanet olsun insanlığın ne kadar rezil bir durumda olduğunu görmemek için… evden çıkmamak istiyorum.
Bıktım bu pis şehirden, bıktım bu kaba kalabalıklardan, bıktım diyolog kurmayı beceremeyen insanlardan, bıktım bir bokuma derman olmayan içkiden. Hepsini sevsem bile bıktım, ne yapayım.
Baktığı yer dışında her yeri gören birisiyim ben, sonuçta pastanın 127 derecelik bir dilimini ne yapayım, tamamı varken, algı benim, duyu benim, pasta da benim. Ne işim var benim bu sıkıcı ve fiziksel dünyada. Ne işim var insanların ve negatif enerjilerinin arasında.
Kendi odamın sınırları içinde tek noktaya bakarak her şeyi görürüm, özgür de olurum. Oturduğum yerden dünyayı da değiştiririm.
Ama sanki şakacı bir peri gelmiş de fare yapıştırıcısını bilgisayar faresine sürmüş gibi bir de sanal aleme kitlenip kalmaz mıyım bütün gün…
Bir sonraki sinir krizinde görüşmek üzere, esen kalın.
Henüz geridönüş yok.